sikca-sorulan-sorular

Sıkça Sorulan Sorular


1 Isı Yalıtımı Nedir?
2 Isı Yalıtımı Enerji Tüketimini azaltır mı?
3 Isı Yalıtımı Çevrenin Korunmasına Katkı Sağlar mı?
4 Isı Yalıtımı Isıl Konfor Sağlar mı?
5 Isı Yalıtımı Sağlıklı Yaşam Sunar mı?
6 Isı Yalıtımı İlk Yatırım ve İşletme Maliyetlerini Azaltır mı?
7 Isı Yalıtımı Nasıl Yapılır?
8 Isı Yalıtım Malzemeleri nelerdir?
9 Mevcut bina ve yeni bina tanımı birçok yerde geçiyor. Hepsi aynı tarihi mi işaret ediyor?
10 Binalarda ısı yalıtımı yapılması ile ilgili ülkemizdeki gelişim süreci nedir? Her binada ısı yalıtımı yapılmış mıdır? Binamızın durumunu nasıl değerlendirebiliriz?
11 Yeni yapılacak olan ve toplam kullanım alanı iki bin metrekarenin üzerinde olan bir binanın alt katları işyeri olarak projelendirilmiş. Bağımsız bölümlerin kullanım saatlerinin ve amaçlarının farklı olması sebebiyle acaba ısıtma sisteminin bireysel olarak projelendirilip inşa edilmesi mümkün müdür?
12 Toplam kullanım alanı iki bin metrekare üzerinde olan ticari amaçlı binamızın merkezi ısıtma sistemini hem ısıtma hem soğutma yani VRF,VRV olarak projelendirebilir miyiz?
13 “Binalarda Enerji Performansı” yönetmeliğinde depo türü kısımların yönetmelik kapsamında olmadığından bahsediliyor. Projelendirme yaparken binanın alt kısmında bulunan depo kısımları için yönetmelik hükümlerini işletmeyecek miyiz?
14 Neden EPS?
15 Söve Nedir?
16 Enerji Kimlik Belgesi almak kanunen zorunlu mudur?
17 Bilgi Bankasına Geri Dön

Isı Yalıtımı Nedir?

Doğadaki tüm olaylar enerjinin niteliğinin azalacağı yönde gelişmektedir. Masaya bırakılan bir fincan kahvenin zamanla soğuması ya da soğuk bir meşrubatın zamanla ısınması buna bir örnektir. Termodinamiğin 2. Yasası olarak bilinen bu olgu; 1850’li yıllarda William Rankin, Rudolf Clausius ve Lord Kelvin tarafından yapılan araştırmalar ile ortaya konulmuştur.

İnsanların konforlu bir yaşam sürebilmeleri; 20-22°C sıcaklık ve yüzde 50 bağıl nem değerine sahip olan ortamlarda mümkün olabilir. Kış aylarında dış ortam sıcaklıkları 20°C’nin oldukça altında seyreder. Yaz aylarında ise hava sıcaklıkları 20°C’nin oldukça üstündedir. Isı bir enerji türüdür ve Termodinamiğin 2. Yasası gereği ısı; yüksek sıcaklıklı ortamdan düşük sıcaklıklı ortama transfer olur. Bu nedenle yapılarda; kışın enerji kayıpları, yazın ise istenmeyen enerji kazançları meydana gelir. Bina içerisinde istenen konfor ortamının sağlanabilmesi için kış mevsiminde kaybolan ısının bir ısıtma sistemiyle karşılanması ve yaz aylarında kazanılan ısının bir soğutma sistemiyle iç ortamdan atılması gerekir. Gerek ısıtma gerek soğutma işlemleri için enerji harcanır. Bir yapıda ısı kazanç ve kayıplarının sınırlandırılması; ısıtma ve soğutma amaçlı olarak tüketilmesi gereken enerji miktarının azaltılması anlamına gelir. Isıtma ve soğutma prosesleri; çoğunlukla sıcak veya soğuk akışkanların ilgili tesisatlar aracılığıyla taşınmasını gerektirir. Termodinamiğin 2. Yasası gereği sıcak olan akışkandan ortama doğru veya ortamdan soğuk akışkana doğru enerjinin niteliğini azaltan bir ısı transferi meydana gelmesi kaçınılmazdır. Isıtma ve soğutma sistemlerinin istenen performansla işletilebilmeleri için; bu kayıp ve kazançların miktarı göz önüne alınarak, akışkanın olması gerekenden daha sıcak veya soğuk olarak kullanılması gerekir. Bu durum ilave bir enerji tüketimine neden olur.

Yapılarda ve tesisatlarda ısı kayıp ve kazançlarının sınırlandırılması için yapılan isleme "ısı yalıtımı" denir. Teknik olarak, ısı yalıtımı, farklı sıcaklıktaki iki ortam arasında ısı geçisini azaltmak için uygulanır.

Isı yalıtımı yaparak binanın ömrünü uzatmak, kullanıcıya saglıklı, konforlu mekanlar sunabilmek ve bina kullanım asamasında yakıt ve sogutma giderlerinde büyük kazanım saglamak mümkündür. Binaların ısıtılması amacıyla büyük oranda fosil yakıtlar kullanılır. Fosil yakıtların yakılması sonucu yanma ürünü olarak açıga çıkan gazlar, hava kirliligine ve küresel ısınmaya neden olur. Isı yalıtımı uygulamaları ile konfor koşullarının oluşturulmasında kullanılan enerji miktarının azalması, küresel ısınma ve hava kirliliginin artmasını önler. Yapılarda kurallara uygun sekilde gerçeklestirilen ısı yalıtımının bireyler ve ülkeler açısından pek çok yararı vardır. Bunların en önemlisi ısı yalıtımının enerji tasarrufuna olan katkısıdır.

Isı Yalıtımı Enerji Tüketimini Azaltır mı?

  • İnsanoglu dogal kosullarda yasamını sürdürebilecek kürk vb. bir donanıma sahip olmadıgından, tarih boyunca kendisi için uygun kosullara sahip dogal sıgınaklarda veya kendi yarattıgı yapay ortamlarda barınmak zorunda kalmıstır. Bu küçük ortamlarda enerji harcayarak kendisi için gerekli olan iklim kosullarını yaratarak en zorlu iklim dahi türünün yok olmasını önlemistir.
  • Baslangıçta duvarları çok kalın olan magaralara sıgınılarak dıs iklim kosullarından korunuluyordu. Yakılan küçük bir ates insanlar için gerekli olan sıcaklık kosullarının olusmasına yetiyordu. Magaralar terk edilerek zamanla; su kaynaklarına yakın bölgelerde yerlesik hayat düzenine geçildi. Bu dönemde insa edilen yapılarda günümüzdeki örneklerine göre daha kalın olan duvarlar kullanılıyordu. Nüfusun yogunlasmasıyla bina sayısı artarak, sehirlesme yolunda ilk adımlar atıldı. Bir süre sonra su kaynaklarına olan yakınlık bir sosyal statü göstergesi haline geldi. Su kaynaklarından uzaklasıldıkça konutların degeri düsüyordu ve merkezi bölgelerde daha zengin olan kimseler ikamet ediyordu.
  • Tarih boyunca meydana gelen depremler, arsaların ekonomik bir deger haline gelmesi ve malzeme teknolojisindeki gelismelerle, insaat islerinde hafif ve ince yapı elemanları tercih edilmeye baslandı. Kalın duvarlar, ticari degere sahip yapılarda kullanma alanını azaltıyor ve ilk yatırım maliyetini artırıyordu. Depremlerde meydana gelen sismik titresimler neticesinde olusan moment etkisiyle hantal yapılar yıkılıyordu.
  • Yapı elemanlarının incelmesi neticesinde saglanması gereken konfor kosulları için daha fazla enerjinin tüketilmesine ihtiyaç duyuldu. Birinci ve İkinci Dünya savasları ve ardından 1970’li yıllarda yasanan petrol krizi nedeniyle enerjinin önemi giderek arttı. Enerji verimliligi ve enerji tasarrufu ile ilgili bilimsel çalısmalara önem verildi. Arsa maliyetleri ve kullanım alanları göz önüne alındıgında yasadıgımız ekonomik kosullar yapı elemanları için; hem mümkün oldugu kadar az yer kaplayan, hem de ısı kayıp ve kazançlarının az oldugu tasarımları zorunlu kılmaktadır. Yapı elemanlarının kalınlıgını fazla artırmadan, binalarda ısıtma amaçlı enerji tüketiminin azaltılmasının hedeflendigi o dönemlerde ısı yalıtım malzemeleri bu ihtiyaca cevap veren bir çözüm olarak gelistirildi. Yeni ısı yalıtım malzemeleri; hem hafif olmaları hem de ısı geçisine karsı gösterdikleri yüksek direnç nedeniyle günümüz yapılarının vazgeçilmez bir parçası haline geldi.
  • Dört mevsimi yasayan ülkemizde, ısıtmanın yanı sıra sogutma ihtiyacı da gün geçtikçe artıyor.Konutlarda; kaybedilen veya kazanılan enerjinin büyüklügü, ısıtma veya sogutma amacı ile tüketilen enerji miktarını belirlediginden, enerji tasarrufu saglamak için yasadıgımız alanın ısı kaybı/kazancını azaltmak gerekir. Yapı bilesenleri üzerinden geçen ısıl enerji miktarını sınırlandırmak; bina kabugunda ısı yalıtımı yapılması, yalıtımlı dograma ve camların kullanımı ile mümkündür.
  • İnsanların yasam kalitesinden ve konforundan ödün vermeden, enerji tasarrufu saglamak için alınabilecek üç önlem vardır. Bunlar, yüksek verimli cihazların kullanılması, otomasyon sistemleri ve ısı yalıtımıdır. Bu üç önlem arasında ilk sırayı ise ısı yalıtımı alır. Etkin bir ısı yapılmadıgı binalarda, enerji tüketimi çok fazladır. Hesaplamalar, etkin bir ısı yalıtımı ile yapılarda ortalama yüzde 50 enerji tasarruf edilebilecegini ortaya koyuyor. Enerjinin verimli kullanılmaması, çevre kirliligine neden olurken dogal yasamı da olumsuz etkiliyor.

Isı Yalıtımı Çevrenin Korunmasına Katkı Sağlar mı?

  • Rusya’nın Çernobil bölgesindeki nükleer santralde ortaya çıkan bir arıza, nükleer enerjinin insanlar ve çevre için nasıl bir tehdit olusturdugunu apaçık gösterdi. 1988 yılındaki olayda, nükleer santralden sızan radyasyon, çok sayıda insanın hemen, çok daha fazla sayıda insanın da ölümcül hastalıga yakalanarak bir süre sonra hayatını kaybetmesine yol açtı. Bölgenin ekolojik dengesi tamamen bozuldu, saglıklı yasam olanagı kalmadı. Çernobil’den sızıntı nedeniyle yayılan radyasyon, yalnızca santrali çevreleyen bölgeyi etkilemekle sınırlı kalmayarak hava akımlarıyla Avrupa’nın yakın ülkelerini ve Türkiye’yi de etkisi altına aldı. Bugün, özellikle Karadeniz bölgesinde, kanser vakalarında büyük bir artıs gözleniyor. Bilim adamları, kanser vakalarındaki artısın nedeni olarak, Çernobil’deki kazayı isaret ediyor.
  • İnsan ve çevre için tehdit olusturan ne yazık ki sadece nükleer enerji degil. Dünyanın enerji ihtiyacının yüzde 60’ından fazlasının elde edildigi fosil yakıtlar, belki de nükleer enerjiden çok daha büyük bir tehlikeye davetiye çıkarıyor; küresel ısınma...
  • Enerji ihtiyaçlarının artması ve verimli enerji kullanılmaması sonucunda; hava kirliligi artıyor.Hava kirliligindeki bu artıs kendisini küresel ısınma ve iklim degisikligiyle gösteriyor. Küresel ısınma tehdidi ve hava kirliligini azaltmak; günümüzün en önemli konularının basında geliyor.Küresel ısınmanın, Çernobil’deki gibi trajik sonuçlarının henüz görünmüyor olusu, çevreciler ve bilim adamlarının sürekli uyarılarına karsın, kamuoyunda beklenen tepkinin ortaya çıkmasını engelliyor. Kıs mevsiminde ısı kayıplarının, yaz mevsiminde ise ısı kazançlarının azaltılması ile elde edilecek yakıt tasarrufu, beraberinde atmosfere atılan sera gazlarında da bir düsüs saglayacaktır. Kömür, petrol gibi yakıtlar bir yandan gözle görülür biçimde hava kirliligine yol açarken, diger yandan küresel ısınmaya ve buna baglı olarak iklim degisikliklerine yol açıyor.Fosil yakıtlar yandıgında, renksiz ve yanmayan bir gaz olan karbondioksit açıga çıkar.Genellikle atmosferin alt tabakası troposferde bulunan karbondioksitin ekolojik denge açısından önemi büyüktür. Enerji tüketimindeki artıs sonucu, atmosferdeki karbondioksit miktarı yıldan artar. Bunun sonucunda, günes ısınlarının yeryüzüne gidisi ve yansıma ile dönmesi sırasında,çok fazla miktarda enerji sogurulur ve atmosferin sıcaklıgı giderek yükselir. Küresel ısınma, sera gazları olarak adlandırılan gazların etkisiyle atmosfer sıcaklıgındaki bu yükselmenin bir sonucudur.
  • Hava kirliliginin ve küresel ısınmanın trajik sonuçlarını yakınımızda hissetmiyor olabiliriz. Ancak,uzmanların uyarılarının dikkate alınması ve bu konuda harekete geçilmesi gerekir. Bu noktada yapılması gerekenlerin basında, yine yalıtım önlemleri gelir.
  • Enerjinin etkin kullanımını saglayacak ısı yalıtımı önlemleri, fosil yakıt tüketimini azaltarak,küresel ısınmaya yol açan sera gazı emisyonlarının azalmasında önemli bir rol oynayacaktır.Yanı sıra ısı yalıtımı, yaz aylarında sogutma için kullanılan ve ozon tabakasına zarar veren sogutucu gazlara duyulan ihtiyacı da azaltacaktır. Azalan enerji gereksinimi; elektrik ihtiyacını,dolayısıyla elektrik üretimini ve üretimde kullanılan fosil yakıt miktarını; böylelikle de gaz salınımını azaltmıs olacaktır.

Isı Yalıtımı Isıl Konfor Sağlar mı?

  • Kapalı ortamlardaki ısıl kosullar, o ortamda yasayan insanların konforunu ve saglıgını dogrudan ilgilendirir.İnsanların çalısma verimlerini büyük ölçüde bulundukları ortamın sıcaklıgı belirler.Çalısma ortamının ısıl kosulları, insanların bedensel ve zihinsel üretim hızını dogrudan etkiler.Çok soguk ya da çok sıcak ortamların çalısma verimini düsürdügü belirlenmistir. Yine çok soguk ortamların yol açtıgı saglık sorunları da is gücü kaybına ve buna baglı saglık harcamalarına neden olur. Ortam sıcaklıgının is yerlerinde is kazalarına yol açtıgı da belirlenmistir.
  • Bunları engellemek için yapılarda ısıl konforu saglamak gerekir. Isıl konforu saglamak için ortam sıcaklıgı ile duvar iç yüzey sıcaklıgı arasındaki sıcaklık farkı düsürülmelidir. Bu fark ne kadar yüksek olursa konfor da o kadar düsük olacaktır. Konforlu bir mekân için bu farkın en fazla 3°C olması gerekir.İç yüzey sıcaklıklarının düsük olması durumunda, ısının ortam içinde soguk yüzeylere dogru hareketi, istenmeyen hava akımları olusturur. Bu hava akımları da konforu azaltarak hastalıklara neden olur.
  • İç yüzey sıcaklıkları ile ortam sıcakları arasındaki farkı azaltmak için ısı yalıtımı gerekir. Isı yalıtımı ile mekânın her noktasında homojen bir sıcaklık saglanır ve hava akımları engellenir. Bu da hem konforlu hem de saglıklı bir ortam saglar.
  • İç ortamda üretilen su buharı, yapılara zarar veren bir potansiyele sahiptir. Su buharı; basınç farkı nedeniyle ısı akımı ile aynı yönde hareket ederek yapı elemanının gözeneklerinden geçer ve dıs ortama ulasmaya çalısır. Su buharının yapı elemanı içerisindeki bu geçisi sırasında, doyma veya daha düsük sıcaklıkta bir yüzeyle temas etmesi durumunda buharın bir kısmı yogusarak su haline geçer. Yapı elemanları içerisinde birikerek yapıya ve konforumuza zarar verir. Yogusma iç yüzeyde veya yapı elemanları içine meydana gelebilir. Bu nedenle, yapı elemanları tasarlanırken mutlaka yogusma kontrolü yapılmalıdır.
  • Bina kabugu tasarımında; bagıl nem degerinin, kısa süreler için bile 0,8’den yüksek olması durumunda iç yüzeylerde küf olusumu riski vardır. Yüzeyde meydana gelen yogusma, neme karsı hassas olan korunmamıs yapı malzemelerinde hasarlar olusmasına neden olabilir.Yüzeydeki nem miktarının fazla olması; telafisi olmayan, fiziksel degisikliklere (dökülme,kabarma vb.), kimyasal reaksiyonlara (paslanma vb.) ve biyolojik gelismelere (ahsabın çürümesi vb.) neden olarak konforumuzu bozar. Yapı elemanlarının ara yüzeylerinde meydana gelenyogusma, yapımızın yük tasıyıcı kısımlarında bulunan demirlerin paslanmasına neden oldugu için, yapı ömrünü tehdit eden unsurlardan biridir.
  • Yogusma riskinin azaltılması veya ortadan kaldırılması için; yapı bilesenlerinin içinden birim zamanda geçen su buharı miktarı sınırlandırılmalı ya da yapı bileseninin tüm kesitindeki sıcaklık dagılımı doyma sıcaklıgının üstünde olmalıdır.
  • Yogusmanın hiç olmaması için, yapı bileseni içindeki tüm sıcaklıkların, su buharının doyma sıcaklıgından daha yüksek olması gerekir. Bu da yapı bileseninin dıs iklim kosullarından korunmasıyla, yani dıs cephe ısı yalıtım sistemleri ile saglanır. Böylece yapı bilesenlerinin, ısı yalıtımının sıcak tarafında kalmaları saglanır ve yogusma sıcaklıgının üstünde tutulur. Dolayısı ile yogusmanın zararlı etkilerinden korunulur.
  • Yogusmanın zararlı etkilerinden korunmak için yapılabilecek uygulamalardan biri de içten ısı yalıtımı uygulamalarıdır. Bu uygulamalarda, yapı bileseninin içerisinden geçen su buharının azaltılması için buhar difüzyon katsayıları, yüksek buhar dengeleyicileri kullanılabilir.İçten ısı yalıtımı uygulamaları ile iç yüzeyin sıcaklıgı su buharının doyma sıcaklıgının üzerinde tutularak küf, mantar, vb. olusumu engellenir. Ayrıca yapı bileseni içerisinden geçen su buharı miktarı sınırlandırılarak meydana gelebilecek yogusma miktarının yapı malzemelerine zarar vermesi önlenir.

Isı Yalıtımı Sağlıklı Yaşam Sunar mı?

  • Isı yalıtımsız mekânlarda, olusan nemin hastalıklarla iliskisi bilinmektedir. Nemli ortamlar, mikroorganizmaların üremesi için uygun kosulları yaratır. Bu da ortamdaki havanın solunum yolları için zararlı hale gelmesine yol açar. Nemli ortamlar ve bu ortamlardaki küf olusumu, özellikle küçük çocukların astım hastalıgına yakalanma riskini büyük ölçüde artırır. Standartlara uygun olarak yapılmıs ısı yalıtımı, tüm bu sorunların olusmasını önler.
  • Arastırmalar, hava kirliliginin yogun yasandıgı bölgelerde gögüs hastalıklarına sahip kisi sayısında belirgin oranda artıs yasandıgını gösteriyor. Hava kirliligi nedeniyle nefes darlıgı, astım, bronsit, üst solunum yolu enfeksiyonları ve zatürree gibi gögüs hastalıklarına yakalanma oranı dogrudan artmaktadır. Hava kirliliginin saglık açısından en önemli etkisi ise, uzun dönemde görülüyor. Uzmanlar, akciger kanserinin hazırlayıcı etkenleri arasında ilk sırayı hava kirliligine veriyor. Ayrıca, hava kirliliginin kalp ve damar hastalıkları, mide ve bagırsak rahatsızlıklarına yol açtıgı, böbrek ve beyni olumsuz etkiledigi de uzmanlar tarafından sıkça vurgulanıyor.
  • Bunun dısında hava kirliligi insanların psikolojik olarak olumsuz etkilenmesine de yol açıyor. Hava kirliliginin iç sıkıntısı olarak kendini gösteren etkilerinin yanı sıra diger psikolojik rahatsızlıkları tetikledigi de biliniyor. Isı yalıtımı uygulamaları ile ısıtma ve sogutma amaçlı kullanılan enerji miktarı daha az olacagından, hava kirliligi de azalacaktır.

Isı Yalıtımı İlk Yatırım ve İşletme Maliyetlerini Azaltır mı?

  • Yukarıda ele aldıgımız dogrudan yararlarının dısında ısı yalıtımının, dolaylı birçok faydası vardır. Isı yalıtımı yapılan yeni binalarda ısınma için daha az enerji gerekeceginden, kazan büyüklügü, radyatör sayısı ve kalorifer tesisatının diger ekipmanları daha az kullanılır. Radyatör sayısının ve dilimlerinin azalması, odaların kullanım alanını da artıracaktır. Isı yalıtımının yaygınlasması bu alanda yatırımları artıracak ve bu da issizligi azaltıcı bir gelisme olacaktır.Aynı zamanda tesisatlarda yapılan ısı yalıtımı, tesisatları korozyondan koruyarak ömrünü uzatacaktır.
  • Yalıtımlı ve yalıtımsız bir binanın mukayesesi

  • İstanbul’da insa edilecek olan bir binanın yalıtılması ile isletme ve ilk yatırım maliyetlerinden elde edilebilecek parasal tasarrufu, bir örnekle anlatmak mümkün. Hesaplamalarda; taban alanı 200 m2 olan (her katında 90 m2’lik ikiser daireye sahip) 4 katlı bir apartman örnek alındı.Söz konusu binada; 264,4 m2’si betonarme kolon ve kiris, 297,4 m2’si tugla dolgu duvar olmak üzere, toplam 561,8 m2’ dıs duvar alanı mevcut. Kat yüksekligi 2,7 m olan binada, 86,2 m2 camlama bulunuyor.
  • Yalıtımsız durum (mevcut durum):

  • Yalıtımsız durumda binada herhangi bir ısı yalıtım malzemesi kullanılmamıstır. Dıs duvarlar 19 cm tugla üzerinde 2 cm iç ve dıs sıvaya sahiptir. Tavan ve tabanda da ısı yalıtımı bulunmuyor.
  • Yalıtımlı durum (TS 825’e uygun):

  • Yalıtımlı durumda ise binanın tavan, taban ve dıs duvarlarında; TS 825 “Binalarda Isı Yalıtımı Kuralları” ve “Isı Yalıtım Yönetmeligi”ne uygun olacak sekilde ısı yalıtım malzemelerinin kullanıldıgı varsayılmıstır.Tavanda 12 cm, tabanda 4 cm ve duvarlarda dıstan 4 cm ısı yalıtım malzemesi kullanılmıstır.
  • Böylece binanın yalıtımsız ve yalıtımlı durumları arasında dogalgaz tasarrufu ve yalıtım maliyeti açısından bir karsılastırma yapmak mümkün olmaktadır. Karsılastırmada pencerelerin etkisi ele alınmamıstır. Her iki durumda da binanın pencerelerinin 12mm bosluklu yalıtım camı ünitesi ve plastik dogramalı oldugu kabul edilmistir. TS 825’e göre binada uygulanacak yalıtım kalınlıgı belirlenmis ve yapı elemanlarının detayları olusturulmustur. Binanın ısıtma yükü ise TS 2164’e göre hesaplanmıstır.
  • Sonuçlar

  • Örnek binaya yapılan ısı yalıtımı uygulamasıyla; saglıklı ve konforlu yasam kosullarının olusturulması için gerekli yıllık ısıtma ihtiyacında yaklasık yüzde 60’lık azalma hesaplanmıstır.

  • Yalıtımsız binanın toplam ısı kaybı 79 kW., buna karsılık yalıtımlı binada toplam ısı kaybı 32 kW olarak hesaplanmıstır. Yalıtım uygulamalarının toplam ısı kaybını azaltıcı etkisi; ekonomik olarak hem isletme, hem de ilk yatırım maliyetlerine tesir edecektir.
  • İlk yatırım maliyetleri açısından mukayese

  • Toplam ısı kaybının düsük olması; kazan kapasitesinin küçülmesini, radyatör miktarının azalmasını ve ısıtma tesisatında kullanılan boruların çaplarının küçülmesini saglar. Bu durum ısıtma sistemi için gerekli olan ilk yatırım maliyetini düsürür.
  • Yalıtımsız binada toplam ısı kaybına baglı olarak kullanılması gereken kazanın kapasitesi 82 kW iken, yalıtımlı binada 35 kW’lık bir kazan tüm ihtiyaçları karsılar. Kazanın maliyetini öncelikle kapasitesi belirler. Yalıtımsız binada tesis edilmesi gereken kazanın maliyeti 2.531 $ iken TS 825’e uygun yalıtımlı binada kazan maliyeti 893 $’dır. Bu çalısmada ele alınan binaya yalıtım uygulanması ile kazan maliyetinden edilen tasarruf 1.638 $’dır.
  • Benzer sekilde; ısıtma yükünün yalıtım uygulaması ile azalması, ısı transfer yüzeyi saglayan radyatörlerin de miktarını ve dolayısıyla maliyetlerini düsürür. Yalıtımsız binada kullanılması gereken radyatör maliyeti 1.250 $ iken TS 825’e uygun yalıtımlı binada radyatör maliyeti 534 $’dır. Yalıtım uygulanan binada, radyatör maliyetinden 716 $ tasarruf edilmistir.
  • Yalıtımlı ve yalıtımsız bina ilk yatırım yönüyle ele alındıgında; yalıtımsız binada ısıtma sistemi için 3.781 $ yatırım gerekirken, yalıtımlı binada sadece 1.427 $’lık bir yatırım yeterlidir. Yalıtım uygulaması ile ısıtma sisteminin kurulmasında 2.354 $ tasarruf elde edilir. Bu gider sadece bir defaya mahsustur.
  • İsletme Maliyetleri Açısından Mukayese

  • Toplam ısı kaybının düsük olmasının bir baska getirisi de ısıtma için gereken yakıt miktarının azalması ve isletme maliyetlerinin düsmesidir. Yalıtımsız binada, ısıtma periyodu boyunca yıllık 4.683 $ degerinde 23.413,75 m3 dogalgaz yakılması gerekirken, yalıtımlı binada aynı zaman aralıgında 2.000 $ degerinde 9.993,67 m3 dogalgaz kullanılması yeterlidir. Dolayısıyla isletme maliyetleri ele alındıgında; yalıtım uygulaması ile yıllık 2.683 $ tasarruf yapılmaktadır.
  • Yalıtım uygulamasının belirli bir maliyetinin olması kaçınılmazdır. Bu binanın yalıtımı 11.980 $ degerinde bir ilk yatırım maliyetine sahiptir. Fakat ısıtma sisteminin ilk yatırım maliyetinden 2.354 $ tasarruf edilmesi ile yalıtım uygulamasının ilk yatırım maliyeti 9.626 $ olarak düsünülebilir. Söz konusu bu yatırım maliyeti, isletme maliyetlerinden elde edilen tasarruf göz önüne alındıgında (9.626 $ / 2.683 $) yalıtım uygulamasının, binanın 4. kullanım yılında kullanıcısına kâr ettiren bir yatırım oldugu ortaya çıkar.
  • Bu çalısmada binada yaz mevsiminde sogutma yapılmadıgı göz önüne alınmıstır. Dolayısıyla, hem ısıtma hem de sogutma sistemlerinin ilk yatırım ve isletme maliyetlerinden önemli ölçüde tasarruf saglayan yalıtım uygulamalarının, sadece ısıtmadaki etkisi ile yalıtım için yapılması gereken yatırımın 4 yılda kendini geri ödedigi sonuç elde edilmistir. Sogutma sistemine de sahip olan binalarda sistem kendini çok daha kısa sürede geri ödeyecektir.
  • Yalıtımsız binanın toplam ısı kaybı 79 kW, yalıtımlı binanın toplam ısı kaybı 32 kW olarak hesaplanmıstır.

Isı Yalıtımı Nasıl Yapılır?

Isı yalıtımı binaların; çatılarına, dısa veya garaj, depo gibi kullanılmayan bölümlere bakan duvarlarına, toprak veya içerisinde yasanmayan mahaller ile daireleri ayıran dösemelerine, tesisat boruları ile havalandırma kanallarına yapılır. Ayrıca özel kaplamalı yalıtım camı üniteleri ve yalıtımlı dogramalar kullanılarak kısın pencerelerden olusan ısı kayıpları azaltılır, yazın binaya günes ısısı girisi sınırlanır. Böylece ısıtma ve sogutma için harcanan enerjiden tasarruf saglanır.

Isı yalıtımının faydalarından tam anlamıyla yararlanmak için, evlerin kısın soguk, yazın sıcak kısımlara bakan tüm duvar ve dösemeleri, çatıları mutlaka yalıtılmalı ve nitelikli pencere kullanılmalıdır. Isı yalıtımı, binanın temelinden çatısına kadar dısa veya kullanılmayan kısımlara bakan yüzeylerine, ısı geçisini azaltan özel yalıtım malzemelerinin uygulanması ile yapılır.

Çatıların yalıtımında çatıların sekline göre degisen yalıtım uygulamaları vardır. Çatılarda ısı yalıtımı, levha veya silte biçiminde çesitli yalıtım malzemeleriyle yapılır. Çatı örtüsü ile tavan dösemesi arasında kullanılmayan boslukların oldugu binalarda, ısı yalıtımı tavan dösemesi üzerine serilerek uygulanır. Çatı arasının yasam mekânı olarak kullanıldıgı binalarda ısı yalıtımı çatı seviyesinde yapılır. Ahsap konstrüksiyon çatılarda ısı yalıtımı merteklerin arasına, altına veya üstüne yapılabilir. Betonarme kırma çatılarda ise genellikle beton yüzeyin üstüne yapılır.Teras çatılarda ısı yalıtımı, su yalıtım katmanının üstüne veya altına yapılabilir. Isı yalıtımı levhalarının su yalıtımının üzerinde yer aldıgı detaya “ters teras çatı”; su yalıtımı katmanının ısı yalıtımı levhalarının üzerinde bulundugu detaya ise “geleneksel teras çatı” denilmektedir. Ters teras çatı detaylarında su yalıtım örtüleri aynı zamanda buhar kesici vazifesi görmektedir.Çatılarda ısı, su, ses ve yangın yalıtımı detayları birlikte çözülmeli ve konforlu ortam elde etmek için malzemeler birbirleriyle uyumlu seçilerek mutlaka yogusma tahkiki yapılmalıdır.

Duvarlarda yalıtım ise, çesitli malzemelerin genellikle duvarlara monte edilmesiyle, binanın dısından, içinden veya iki duvar katmanının arasından yapılabilir. Dıstan yapılan uygulamalar ile cephenin tümüne ısı yalıtım malzemeleri sabitlenebildiginden; ısı köprüleri olusmaz. Aynı zamanda uygulama dıs taraftan yapıldıgı için duvarlar sıcak kalır ve yogusma meydana gelmez.Dıs cephelerde kullanılacak olan ısı yalıtım levhaları bu uygulama için özel olarak üretilmis olmalıdır.

Pencerelerde iyi bir ısı yalıtımı, kaliteli, sızdırmaz, dogru uygulanmıs ve düsük ısı geçirgenlik degerlerine sahip dogramalar ve yalıtım camı üniteleri ile mümkündür. Binalardaki kapılar da enerji verimliligi göz önüne alınarak seçilmelidir.

Isı yalıtımının önemli bir unsuru da tesisatların ve ekipmanlarının (vana, armatür vb.) yalıtılmasıdır. Isıtma veya sogutma tesisatında yalıtım özellikle ısıtılmayan veya sogutulmayan hacimlerden geçen tesisat boru veya kanallarının yalıtım malzemeleriyle kaplanması ile yapılır.Sogutma ve ısıtma tesisatlarının ısı yalıtımı ile büyük enerji tasarrufu saglanır, isletme maliyeti düser. Buhar ve kaynar su tesisatlarında yüzey sıcaklıgının yüksek olması nedeniyle insanların kazaya ugramasının önüne geçilmis olur. Ayrıca kazan dairesinin asırı ısınmasından dolayı diger sistemlerin zarar görmesi ve ısı köprüleri önlenir.

Isı yalıtımı, yalnızca çesitli yalıtım malzemeleriyle yapılan bir islem olarak algılanmamalıdır. Isı yalıtımı daha tasarım asamasında baslaması gereken bir süreçtir. Isı kaybını etkileyen en önemli unsurların basında, yapının içinde bulundugu çevresel faktörler gelir ve tasarımcılar bu faktörleri dikkate almalıdır.

Isı yalıtımını etkileyen dıs faktörler sunlardır:

  • Cografi özellikler: Enlem-boylam, binanın bulundugu bölgenin egimli ya da düz, yesil ya da kurak olusu gibi
  • İklim özellikleri
  • Rakımı
  • Arsanın özellikleri: Yön, komsu parsellerle beraber arsanın imar durumu özellikleri
  • Mekânların bakacagı yönler: Yasam mekânlarının kuzeye bakmaması ve oturma odasının güneye, yatak odasının doguya bakması gibi.

Etkin bir ısı yalıtımı için bu faktörlerin, tasarım açısından baslayarak dikkatle ele alınması ve binanın bu dıs etkilere en fazla direnç gösterecek sekilde tasarlanması gerekir.

Isı Yalıtım Malzemeleri nelerdir?

Isı yalıtım malzemeleri; ısı kayıp ve kazançlarının azaltılmasında kullanılan yüksek ısıl dirence sahip özel malzemelerdir. Avrupa standartlarında ısı iletkenlik katsayıları 0,06-0,10 W/m.K’nin altında olan malzemeler, ısı yalıtım malzemeleri olarak tanımlanır.

Isı yalıtımı amacı ile kullanılan ürünler açık gözenekli ve kapalı gözenekli olarak sınıflandırılabilir. Açık gözenekli veya elyaflı malzemelere; camyünü, tasyünü (mineral yünler), ahsap yünü, seramik yünü, cüruf yünü; kapalı gözenekli malzemelere ise EPS genlestirilmis polistiren, XPS ekstürüde polistiren, elastomerik kauçuk, polietilen köpügü, cam köpügü örnek verilebilir.

Bu malzemeler genellikle çatı, duvar, döseme ve zemin gibi yapı elemanlarında ve tesisatlarda kullanılır. Bu malzemelerin yanı sıra pencereleri olusturan kaliteli dogramalar ile yalıtım camı üniteleri de ısı yalıtımında büyük önem tasır.

Yalıtım camı üniteleri türlerine göre asagıda gruplanmıstır:

  • Standart yalıtım camı üniteleri
  • Özel ısı kontrol kaplamalı yalıtım camı üniteleri
  • Özel ısı ve günes kontrol kaplamalı yalıtım camı üniteleri

Isı yalıtım ürünlerinin temel amacı, yapı elemanlarının ısı iletim direncini artırmaktır. Bu nedenle bu ürünlerin yalıtma özelligini ısı iletim katsayıları belirler. Isı iletim katsayısı ne kadar düsükse, o ürünün yalıtım özelligi artar. Bu nedenle, yalıtım ürünlerinin ısı iletim katsayısının düsük olması istenir. Yanı sıra uygulanacagı detaya göre yalıtım malzemelerinin; ses sönümleme degerleri, yangın karsısındaki performansları, su emme degerleri, donma çözülme dayanımı,yük altındaki uygulamalar için basma dayanımları malzeme seçiminde önemli rol oynar.Kullanım kolaylıgı ve ekonomik olması da ısı yalıtım ürünlerinde aranan diger özelliklerdir.Uygulama alanlarına göre kullanılan ısı yalıtım malzemeleri, asagıda standartları ile birlikte listelenmistir:

I. Yapı Yalıtımı:

Duvar (dolgu duvar, kolon kiris), döseme, çatı uygulamaları:

  • Camyünü [TS 901 / TS 901-1 EN 13162]
  • Tasyünü, [TS 901/ TS 901-1 EN 13162]
  • Genlestirilmis polistiren (EPS) [TS 7316 EN 13163]
  • Ekstrüde polistiren (XPS) [TS 11989 EN 13164]
  • Poliüretan (PUR) [TS EN 13165]
  • Fenol köpügü [TS EN 13166]
  • Cam köpügü [TS EN 13167]
  • Ahsap yünü levhalar [TS EN 13168]
  • Genlestirilmis perlit (EPB) [TS EN 13169]
  • Genlestirilmis mantar(ICB) [TS EN 13170]
  • Ahsap lifli levhalar [TS EN 13171]

II. Yalıtım Camı Üniteleri:

  • Standart yalıtım camı üniteleri [TS 3539; EN 1279]
  • Özel ısı kontrol kaplamalı yalıtım camı üniteleri [TS 3539; EN 1279; TS EN 1096]
  • Özel ısı ve günes kontrol kaplamalı yalıtım camı üniteleri [TS 3539; EN 1279; TS EN 1096]

III. Teknik (Endüstriyel) Yalıtım:

  • Camyünü, [TS 7232, prEN 14303]
  • Tasyünü, [TS 7232, prEN 14303]
  • Elastomerik kauçuk (FEF) [prEN 14304]
  • Cam köpügü (CG) [prEN 14305]
  • Kalsiyum silikat (CS) [prEN 14306]
  • Ekstrüde polistiren (XPS) [prEN 14307]
  • Poliüretan (PUR / PIR) [prEN 14308]
  • Genlestirilmis polistiren (EPS) [prEN 14309]
  • Polietilen köpük (PEF) [prEN 14313]
  • Fenolik köpük (PF) [prEN 14314]

Mevcut bina ve yeni bina tanımı birçok yerde geçiyor. Hepsi aynı tarihi mi işaret ediyor?

  • Yeni bina ve mevcut bina tanımları için milat olarak referans alınabilecek tarihler “Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği” uygulamaları , “Enerji Kimlik Belgesi” uygulaması ve 5627 sayılı “Enerji Verimliliği Kanunu’nun” 7.1.c maddesi için farklılıklar göstermektedir.
  • “Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği” uygulamaları için bu yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarih olan 05.12.2009 tarihinden sonra yapı ruhsatı alan binalar yeni bina, öncesinde yapı ruhsatı alan binalar mevcut bina olarak değerlendirilir.
  • “Enerji Kimlik Belgesi” uygulaması için -Yönetmeliğin Geçici 4üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince- 01.01.2011 tarihinden sonra yapı ruhsatı alan binalar yeni bina, bu tarihten önce yapı ruhsatı alan binalar mevcut bina olarak değerlendirilmelidir.
  • 5627 sayılı “Enerji Verimliliği Kanunu’nun” 7.1.c maddesi için yani ısı ölçüm ekipmanlarının proje aşamasında tasarlanarak inşaat aşamasında monte edilmesi için bu kanunun yürürlüğe girdiği tarih olan 02.05.2007 tarihinden sonra yapı ruhsatı alan binalar yeni bina, öncesinde yapı ruhsatı alan binalar mevcut bina olarak değerlendirilmelidir.
  • Dolayısıyla her bir kanun ve yönetmelik ve hatta yönetmelik içi uygulamalar için işaret edilen mevcut bina ve yeni bina tanımlarındaki tarihler aynı günü işaret etmemektedir.

Binalarda ısı yalıtımı yapılması ile ilgili ülkemizdeki gelişim süreci nedir? Her binada ısı yalıtımı yapılmış mıdır? Binamızın durumunu nasıl değerlendirebiliriz?

  • Binalarda ısı yalıtımı yapılması ile ilgili yönetmelikler sırası ile 08.05.2000 tarih ve 24043 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Binalarda Isı Yalıtım Yönetmeliği”, 09.10.2008 tarih ve 27019 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Binalarda Isı Yalıtımı Yönetmeliği” ve son olarak 05.12.2008 tarih ve 27075 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Binalarda Enerji PerformansıYönetmeliği”dir.
  • Binalarda ısı yalıtımı yapılmasına dair zorunluluk 08.05.2000 tarihli “Binalarda Isı Yalıtım Yönetmeliği” ile başlamış olup 14.06.2000 tarihine kadar inşaat ruhsatı alınmış özel binalarda ısı yalıtımı yapılmasına dair bir zorunluluk bulunmamakta idi.
  • Binaların inşaat ruhsatı alınma tarihlerinde hangi yönetmeliğin yürürlükte olduğu dikkate alınarak binaların ısı yalıtımı veya enerji performansı yönünden durumu değerlendirilebilir.

Yeni yapılacak olan ve toplam kullanım alanı iki bin metrekarenin üzerinde olan bir binanın alt katları işyeri olarak projelendirilmiş. Bağımsız bölümlerin kullanım saatlerinin ve amaçlarının farklı olması sebebiyle acaba ısıtma sisteminin bireysel olarak projelendirilip inşa edilmesi mümkün müdür?

  • “Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği” kapsamında binanın bazı bağımsız bölümlerinin ticari bazılarınınsa konut amaçlı kullanılacak olması nedeniyle kullanım saatlerinin ve amaçlarının birbiriyle örtüşmemesi durumu öngörülmemiştir.
  • İlgili idarelere bu yönde gelen ısıtma sisteminin değişikliği ile ilgili taleplerin olumlu cevaplandırılmaması gerekmektedir.

Toplam kullanım alanı iki bin metrekare üzerinde olan ticari amaçlı binamızın merkezi ısıtma sistemini hem ısıtma hem soğutma yani VRF,VRV olarak projelendirebilir miyiz?

  • Yönetmelikte bunu engelleyen bir hüküm bulunmamaktadır.
  • Isıtma ve soğutma ihtiyacının karşılanması amacıyla kullanılan VRF ve VRV sistemleri merkezi sistem olarak değerlendirilebilir. Özellikle sıcak iklim bölgesindeki binalarda hem soğutma hem de ısıtma ihtiyacını gidermek için bu sistemler uygulanabilir.

“Binalarda Enerji Performansı” yönetmeliğinde depo türü kısımların yönetmelik kapsamında olmadığından bahsediliyor. Projelendirme yaparken binanın alt kısmında bulunan depo kısımları için yönetmelik hükümlerini işletmeyecek miyiz?

  • Binalarda Enerji PerformansıYönetmeliği’nin 2nci maddesinin ikinci fıkrasında:
  • “Sanayi alanlarında üretim faaliyetleri yürütülen binalar, planlanan kullanım süresi iki yıldan az olan binalar, toplam kullanım alanı elli metrekarenin altında olan binalar, seralar, atölyeler ve münferit olarak inşa edilen ve ısıtılmasına ve soğutulmasına gerek duyulmayan depo, cephanelik, ardiye, ahır, ağıl gibi binalar bu Yönetmeliğin kapsamı dışındadır.” ifadesinde münferit olarak inşa edilen ibaresinin olması sebebiyle konutlar ile işyerleri arasında yeterli yalıtım koşullarının sağlanmış olsa dahi bahsedilen depo türü bölümlerin yönetmelik dışı kalması mümkün değildir.
  • Zaten yönetmeliğin 9uncu maddesinin beşinci fıkrasında “Binanın bağımsız bölümleri arasındaki duvar, taban ve tavan gibi yapı elemanlarında, R direnci en az 0,80 m2 K/W olacak şekilde yalıtım uygulanır.” denmekte olup ısı yalıtımı ile ilgili olarak alınması gereken tedbir belirtilmektedir.

Neden EPS?

Dünya genelinde “yalıtım” kavramı insanların örtünme, korunma, barınma, konfor ve can güvenliği ihtiyaçlarının giderilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Isı yalıtımı ise farklı sıcaklıktaki iki ortam arasında ısı transferini azaltmak için yapılan işleme denilmektedir. Isı yalıtımı dünyada uzun yıllardır yapılan bir işlem olmasına rağmen EPS (Genleştirilmiş Polistiren Sert Köpük) kullanımı son 50 yıla dayanmaktadır. EPS'nin ekonomik ve üstün yalıtım özelliğine sahip olması dünyada en iyi, çevre dostu ve ekonomik ısı yalıtım malzemesi olan hareketsiz ve kuru havayla üretilmesine bağlıdır.

Dünyada EPS kullanımı Almanya'da Styropor ismi ile Alman BASF firmasının liderliğinde 1950'li yıllarda başlamıştır. Bu tarihten sonra bu ısı yalıtım malzemesinin dünya genelinde üretimi hız kazanmıştır.

Türkiye'de ise ısı yalıtım sektörünün gelişimi 1990'lı yıllarda ivme kazanmıştır. İnşaat sektörünün ekonomik krizlerden en fazla etkilenen sektörlerden birisi olmasına rağmen Türkiye'de yalıtım sektörü bu yıllardan sonra devamlı olarak gelişmiştir. Bu durumun oluşmasında ülkede yaşayan insanların mantolama konusunda giderek bilinçlenmesi ve binalarda ısı yalıtımının zaman içerisinde zorunlu hale getirilmesi rol oynamıştır. 14 Haziran 2000 tarihinde yürürlüğe giren “TS 825 Binalarda Isı Yalıtımı Yönetmeliği” ile ısı yalıtımı binalarda zorunluluk haline getirilmiştir. Diğer taraftan, enerji maliyetlerinin her geçen gün hızla artması tüketicileri de ısı yalıtımı yapılmış evleri tercih etmeye zorlamaktadır. Yalıtım bilincinde yaşanan bu artışın etkisiyle Türkiye'de ısı yalıtımı sektörü son 10 yıllık dönemde büyük bir gelişim göstermiştir. Bunun en önemli göstergesi küresel krizin etkisiyle 2008 yılında inşaat sektöründe oluşan %1'lik küçülmeye rağmen, ısı yalıtımı sektörünün yaklaşık % 15 büyüme ve her yıl ortalama %20 büyüme göstermesidir.

Binalarda Isı Yalıtımı Yönetmeliği”nin 1 Kasım 2008 tarihinde yürürlüğe giren revizyonu gereğince, yeni binalarda ısı yalıtımı zorunluluğunun yanı sıra mevcut eski binaların tadilatla yenilenen ve ilave edilen kısımları da artık enerji verimli olarak projelendirilmek zorundadır. Buna ek olarak, 5 Aralık 2009'da yürürlüğe giren “Binalarda Enerji Performans Yönetmeliği” ve “Enerji Kimlik Belgesi”nin zorunlu olması da önemli bir gelişmedir. Bu gelişmelerin ısı yalıtımı sektörünü olumlu yönde etkilemesi ve sektörün gelecek yıllarda katlanarak büyümesi beklenmektedir. Yeni yönetmeliğe göre mevcut binaların 2017 yılına kadar sisteme uyumlu hale gelmesi, yani ısı yalıtımlı olması gerekmektedir. Bu yasaların ışığında Türkiye'de ısı yalıtımı sektörü rekabetin her geçen gün daha da yoğunlaştığı ve bu alanda üretimin artarak devam ettiği bir sektör haline geleceğini belirtmek mümkündür.

Türkiye'de ısı yalıtım sektöründe faaliyet gösteren toplamda 1.000'e yakın işletme bulunmaktadır. Ancak Yapı Endüstri Merkezi ve Yapı-Veri'nin ortaklaşa hazırladığı 2010 Türk-Yapı Sektörü Raporu'na göre Türkiye'de ısı yalıtımı konusunda üretim yapan 225 işletme bulunmaktadır. Bu işletmelerdeki toplam üretim miktarı 7,6 milyon metreküp ve sektör büyüklüğü 3,5 milyon dolardır. Ayrıca bu işletmelerin büyük kısmı camyünü, taş yünü, genleştirilmiş polistren köpük (EPS), ekstrüde polistren köpük (XPS) ve poliüretan köpüğü hammadde olarak kullanmaktadır. EPS ile yalıtım malzemesi üreten işletmelerin sayısının bu grup içerisindeki payı yeterli düzeyde değildir. Türkiye'deki EPS levha sağlayıcı işletme sayısı yaklaşık 150 civarında olmasına rağmen bu işletmelerin çok büyük bir kısmı EPS kesme ve şekillendirme işlemini gerçekleştirmektedir. Buna karşılık tümden EPS üretimi ve kesimini gerçekleştiren işletmelerin sayısı 10'u geçmemektedir. Türkiye'de yalıtım sektöründe faaliyet gösteren üreticilerin büyük bir kısmı hammaddesini yurt dışından temin etmektedir. Bu şekilde bir yandan ülke içerisinde yalıtım malzemeleri üretiminin geliştirilmekte bir yandan da üretim için hammadde sağlayıcı ülkelere bağımlılık devam etmektedir.

Türkiye'de kullanımı gittikçe yaygınlaşan EPS yalıtım malzemesinin belirgin özellikleri aşağıda belirtilen gibidir:

Isı İletkenliği:

Bazı ısı yalıtım malzemelerinden üretilen yalıtım levhaları uzun süreli yük altında kaldıklarında ısıl dirençlerinde azalma ve ısı iletkenliklerinde artmış gözlenmektedir. Buna karşılık EPS levha üretiminde kullanılan şişirici gazın hava ile yer değişimi oldukça hızlı olduğu için üretimin ardından levhalar nihai iletkenlik değerine ulaşır ve zaman içerisinde ısı iletkenliğinde bir artış gözlenmez. Bu durum malzemenin zaman içerisinde kötüleşmesine engel olmaktadır. Bu doğrultuda EPS ısı yalıtım levhalarının ısı iletkenliklerinin ve ısıl dirençlerinin kullanım ömrü boyunca sabit kaldığını belirtmek mümkündür.

Mekanik Dayanıklılık:

EPS ısı yalıtım levhalarının mekanik özellikleri normal şartlardaki bir binada görülebilecek her türlü mekanik zorluklara dayanabilecek yeterliliktedir. Diğer ısı yalıtım malzemelerinin aksine EPS levhalarda fazla ve uzun süreli yük taşımasına yönelik kalınlık azalması belirli bir seviyede sabit kalmaktadır. Bu durum EPS levhalarının tercih edilmesinin en önemli nedenlerinden birini oluşturmaktadır.

Su Emme Oranı:

Isı yalıtım malzemelerinin su emme oranı üzerlerindeki gözeneklerin büyüklük ve açık\kapalılık gibi özelliklerine bağlı olarak değişkenlik göstermektedir. EPS ısı yalıtım malzemesinin kapalı gözenekli bir yapıda olması nedeni ile bu malzemenin su emme oranı diğerlerine göre düşüktür. Ayrıca EPS levhaları Styrene denilen suda çözülmeyen ve erimeyen malzemeden yapıldığı için kapalı gözeneklerin duvarları su geçirmemektedir.

Boyut Stabilitesi:

Isı yalıtımının levhalarının boyut stabilitesinin korunması yalıtımın etkin bir şekilde yapılmasında oldukça önemli bir faktördür. EPS levhaları ile yalıtım yapılması bu konuda da avantajlı durum yaratmaktadır. Üretim sonrasında yalıtım levhalarının zaman içerisinde boyutlarında meydana gelen küçülmeye rötre adı verilmektedir. EPS levhalarında rötrenin en hızlı olduğu zaman üretimden hemen sonraki ilk bekleme aşamasıdır. Ancak sonrasında rötrenin hızı yavaşlar ve durur. EPS levhalarında toplam rötre levhanın boyutu ve yoğunluğuyla doğru orantılı olarak %0,3 ile %1,0 arasında değişim göstermektedir. Bu da EPS ısı yalıtım malzemelerinin boyutundaki değişimin en fazla %1 oranında gerçekleşeceğini belirtmektedir.

Sıcaklığa Dayanıklılığı:

EPS ısı yalıtım malzemesinin sıcaklığa karşı gösterdiği direnç seviyesi sıcaklığın derecesi ve maruz bırakılma süresi ile doğru orantılıdır. Örneğin kısa süreli maruz kaldığında 100 ℃'ye kadar, kısa süreli mazur kaldığında ise 75-85 ℃'ye kadar dayanıklı olduğunu belirtmek mümkündür. Ayrıca EPS malzemelerinin dayanıklılığının korunduğu en düşük sıcaklık ise -180 ℃'dir.

Yanma Durumu:

Isı yalıtımında kullanılan yapı malzemeleri yanıcılık durumlarına göre sınıflandırılmıştır. Sınıflandırmalarda Alman DIN4102 formu kullanılmıştır. Malzemelerin sınıflandırılmış formları aşağıdaki tabloda belirtilen gibidir:

Yukarıdaki sınıflandırmadan anlaşıldığı gibi EPS (Genleştirilmiş Polistiren) ısı yalıtım malzemesi B1 zor alev alan ve B2 normal alev alan malzemelerden yapılabilmektedir. Ancak daha verimli ve güvenli bir yalıtım yapılması açısından B1 grubuna dâhil hammaddeyi kullanmak avantajlı olmaktadır.

PAZARIN BÜYÜKLÜĞÜ VE PROFİLİ

Türkiye'de ısı yalıtımında EPS kullanımı dünya geneline göre nispeten geç başladığı için Türkiye EPS üretimi ve ihracatı konusunda yeterli düzeyde gelişmemiştir. Buna rağmen son yıllarda ısı yalıtım sektörünün hızla gelişmesi Türkiye'de üretilen EPS ısı yalıtım levhalarının iç ve dış pazarının oluşmasını sağlamıştır. Türkiye'de bu sektörün iç pazarını ülke içerisinde faaliyet gösteren yapı marketler, inşaat şirketleri, yapı malzemesi satan işletmeler, dekorasyon şirketleri oluşturmaktadır.

2002 yılı TÜİK Genel Sanayi ve İşyerleri Sayımı'na göre, Türkiye'de bu faaliyet alanlarını kapsayan toplam 35.749 işletme bulunmaktadır. Ancak günümüze gelindiğinde yaşanan krizler nedeni ile kapanan veya faaliyetini durduran işletmeler ile yeni kurulan işletmelerin sayıları göz önünde bulundurulduğunda bu alanlarda faaliyet gösteren toplam işletme sayısının 36 bin civarında olduğunu belirtmek mümkündür.

2010 yılı verilerine göre Türkiye'de yalıtım pazarı 3,5 milyon metreküptür. Bu değer dünyada ısı yalıtımı konusunda lider olan birçok ülkenin gerisinde kalmaktadır. Ayrıca Amerika'da kişi başına düşen yalıtım malzemesi tüketimi 1 metreküp iken Türkiye'de 0,05 metreküple sınırlı olmaktadır.

İZODER verilerine göre Türkiye'de bulunan binalardaki ısı kaybı yıllık 3 milyar dolar civarında zarara neden olmaktadır. Ancak 2006 yılındaki yasal düzeyde yapılan düzenleme ile ülkedeki tüm binaların ısı yalıtımının yapılması ve bu sayede enerji kaybının en aza indirilmesi hedeflenmiştir. Bu doğrultuda Türkiye'de üretilen EPS levhalarının nihai yararlanıcılarının Türkiye'de yaşayan insanlar olduğunu belirtmek mümkündür. Dolayısı ile EPS tüketimi ile Türkiye'deki konut sayılarının birbirleri ile doğru orantılıdır. TÜİK verileri 2011 yılında Türkiye'deki konut sayısının 17 milyon civarında olduğunu göstermektedir. Konut başına düşen yalıtım malzemesi tüketiminin 0,5 metreküp olduğu varsayıldığında Türkiye'deki yıllık yalıtım malzemesi pazarının 8,5 milyon metreküp olduğu tahmin edilmektedir. Ancak bugüne kadar Türkiye'deki binaların henüz %10'unda ısı yalıtımı yapılmıştır. 2017 yılına kadar ülkedeki tüm konutların ısı yalıtımının yapılacağı öngörülmektedir.

Aşağıda yıllar bazında Türkiye'de ısı yalıtım pazarının gelişimi gösterilmektedir. Grafik incelendiğinde 2004 yılı sonrasında pazarın bir tek 2008 yılında küçüldüğü görülmektedir. Onun dışında pazarın gelişmesi 2009 yılına kadar ivme kazanmaya devam etmiştir. Bugünün koşulları göz önünde bulundurulduğunda 2011 yılında da gelişmenin devam ettiği tahmin edilmektedir.

Türkiye'de tüketilen yalıtım malzemelerinin çeşitlerine göre miktarları incelendiğinde farklı ürünlerin farklı miktarlarda tüketildiği görülmektedir. Nitekim 2005 yılında yaklaşık 1,4 milyon metreküp EPS (ekspande polistren) , 750.000 metreküp XPS (ekstrüde polistren) , 400.000 metreküp PU, 1,8 milyon metreküp camyünü, 650.000 metreküp taş yününden oluşan 5,0 milyon metreküplük yalıtım malzemesi, yaklaşık 100 milyon metreküp yalıtım alanı anlamına gelmektedir. (Kaynak: İTO Yalıtım Sektör Raporu).

Verilen miktarlar incelendiğinde tüketilen ısı yalıtım malzemeleri arasında tüketimde ilk üç sırada yer aldığı görülmektedir. Türkiye'de EPS üretiminin yeterli düzeyde olmamasına rağmen tüketiminin bir çok malzeme çeşidine göre oldukça fazla olması Türkiye'de ithal EPS kullanımının yaygın olduğu anlamına gelmektedir. Türkiye'de bu alanda yatırımların arttırılmasıyla yerli üretim kapasitesinin arttırılması ve ithalatın azaltılması hedeflenmektedir.

Türkiye'de üretilen EPS ve diğer yalıtım malzemelerinin dış pazarını ihracat yapılan ülkeler oluşturmaktadır. Türkiye'de ısı yalıtımında kullanılan pek çok maddenin ithal edilmesine karşın ülkede üretilen EPS malzemelerinin belirli oranda ihracatı gerçekleştirilmektedir. Türkiye'nin en fazla ihracat yaptığı ülkelerin başında Yunanistan, Bulgaristan, Rusya, Lübnan, Ürdün, İsrail, İspanya ve Kazakistan'ın yanı sıra İtalya ve Amerika gelmektedir. 2009 yılı verilerine göre 2006 yılında 88,1 milyon dolar olan ihracat 2007 yılında 144,1 milyon dolara çıkmıştır. Ayrıca ihracatın 2008 yılı (9 aylık) değeri 134,7 milyon doları bulmaktadır. (Kaynak: Türkiye _hracatçılar Birli_i).

Polistren Üreticileri Derneği'nin yayınladığı EPS raporuna göre ısı yalıtımının ve özellikle EPS'nin Türkiye'de tüketilmesi gerekliliğinin bazı nedenleri bulunmaktadır. İstanbul gibi büyük şehirlerde görülen hava kirliliğinin nedenleri arasında geçmişten bugüne sayısı hızla artan binalarda ısınma amacıyla tüketilen yakıtların ön sıralarda yer aldığı bilinmektedir. Bu olumsuz durumu düzeltmenin en etkili yolun ise ısınmak amaçlı kullanılan yakıt miktarının azaltılmasıdır. Yapılan çalışmalar binalarda bu amaca yönelik yalıtım yapılmasıyla %70 yakıt tasarrufu sağlanabileceğini göstermektedir. Buradan sağlanacak tasarruf ülkenin gelişimine yönelik değerlendirilerek toplumun refah düzeyinin arttırılmasında da etkili olacaktır. Nitekim sadece mevcut binaların gereği gibi yalıtılması halinde ülke genelinde 3 milyar $/yıl döviz tasarrufu, 12 milyon TEP/yıl enerji tasarrufu ve 40 milyon ton/yıl CO2 emisyonunda azalma sağlanabilecektir. (Kaynak: Polistren Üreticileri Derneği Sektör Raporu)

TALEBİ ETKİLEYEN UNSURLAR

Türkiye genelinde EPS ısı yalıtım malzemelerinin talebini etkileyen bir takım faktörler bulunmaktadır. Bu faktörlerin en başında yaşanılan bölgenin iklim koşulları gelmektedir. Binalarda ısı yalıtımı ihtiyacı daha çok soğuk iklim yaşanan bölgelerde ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle nihai yararlanıcı olan bölge halkının tercihlerinin iklim koşullarından yüksek ölçüde etkileneceği öngörülmektedir.

Talebi etkileyen diğer önemli unsur Türkiye içerisindeki binalarda ısı yalıtımının yasalarla zorunlu hale getirilmiş olmasıdır. Bu sayede Türkiye'deki binalarda ülkede yaşayan kişilerin taleplerinden bağımsız olarak ısı yalıtımı yapılması zorunlu kılınmıştır. Böylelikle ısı yalıtımı yapılmaması nedeniyle yaşanan enerji kaybının telafi edilmesi beklenmektedir.

Türkiye'de ısı yalıtım malzemesi talebini etkileyen faktörlerden diğeri EPS üretiminde kullanılan hammaddenin alım fiyatıdır. Türkiye'de henüz yeterince gelişmemiş olan ısı yalıtım malzemesi üretim sektörü hammadde fiyatlarının yüksek olmasından olumsuz yönde etkilenmektedir. Halihazırda alım gücü zayıf olan üretici işletmelerin satış fiyatlarında hammadde fiyatının yüksek olması nedeni ile artış görülmektedir. Bu durum da alıcıların talebinde olumsuz etki yaratmaktadır.

EPS ısı yalıtım malzemelerinin talebini etkileyen faktörlerden diğeri ise binaların yapımında kullanılan malzemelerin cinsidir. Binaların yapımında kullanılan malzemelerin cinsi ısı geçirgenliği seviyesinde etkilidir. Bu nedenle özellikle geçmiş yıllarda yapılan binaların yapım malzemelerinin ısı yalıtımı açısından gelişmemiş olması bu binalarda yaşayan kişilerin ısı yalıtımı yaptırmaya yönelmesine sebep olmaktadır.

Talebi etkileyen son faktör ise binaların yerleşim konumlarıdır. Örneğin güneş gören yüzü az olan binalarda sonradan ısı yalıtımı yaptırma talebi güneş gören yüzü fazla olan binalara göre daha fazla olmaktadır.

Polistren Üreticileri Derneği tarafından yayınlanan EPS raporuna göre ise EPS'nin tercih edilme nedenleri şu şekilde açıklanmaktadır:

“EPS'nin başlıca tercih sebepleri; üstün teknik özelliklere sahip olmasının yanında, özelliklerinin yoğunluğa bağlı olarak istenilen yönde değiştirilebilmesi, ideal üretim teknolojisinin sayesinde maliyetinin düşük olması, performansını kullanım ömrü boyunca bozulmadan sürdürebilmesi ve çevre dostu bir malzeme olmasıdır. EPS ürünler, istenen performansı, malzeme israfına sebep olmadan ve dolayısı ile en ekonomik çözüm ile sağlarlar:

EPS yalıtım levhaları;

  • Yüksek ısı yalıtımı sağlar. Yoğunluğu arttıkça ısı iletkenliği azalır.
  • EPS'nin ısı iletkenliği düşük olduğu gibi, sabittir; şişirici gaza ve zamana bağlı olarak değişmez.
  • Basınca dayanıklıdır. Yoğunluk arttıkça basınç dayanımı artar. Kırılgan değildir. Isı yalıtım malzemesi olarak yüksek bir eğilme dayanımı vardır.
  • Kapalı gözenekli olduğu için pratik olarak ıslanmaz, yalıtımı sürekli yapar. Kapiler su geçirimliliği yoktur ve higroskopik değildir. Buhar geçirimsizliği istenilen değerlerde ayarlanabilir. Yoğunluk arttıkça buhar geçirimsizliği de artar.
  • Kalınlığı zamanla incelmez, sabit kalır. Çok hafiftir, kolay taşınır, kolay uygulanır.
  • Ekonomik yalıtım malzemesidir. Aynı ısıl performansı daha düşük maliyetle sunar.
  • Çevre dostu bir malzemedir. İçinde ozon tabakasına zarar verici CFC (Kloroflorokarbon)'lar ve türevleri (HCFC'ler) yoktur. İklim değişikliklerine sebep olmaz. Geri dönüşümlü (Recycle) bir malzeme olup, üretim sonrası çevreyi kirletecek atık oluşturmaz.
  • Sonsuz ömürlüdür. Bina durdukça yalıtım görevine ilk günkü performansı ile devam eder.
  • EPS, geniş bir yoğunluk aralığında üretilebilir, uygulama seçenekleri sunar. İşe en uygun ürünü seçme imkânı vererek kaynak savurganlığını önler.
  • Özel üretilmiş EPS, düşük dinamik rijitliği ve esnekliği ile ses yalıtımında da başarılıdır.

Söve Nedir?

Söve, kısaca pencere ve kapı kenarlarına uygulanan dekoratif profillere verilen ad olmakla birlikte halk arasında tüm dekoratif bina süsleme elemanlarına (kat silmesi, saçak silmesi, çatı silmesi, denizlik profili, köşe profili, kolon, sütun, harpuşta, payanda, kilit taşı v.b.) verilen genel ad olarak da bilinmektedir.

Tarihten bugüne birçok malzemeden söve imalatı yapılmıştır. İnşaat sektöründe yapının özellik ve tasarımına göre en yaygın olarak rağbet gören ahşap söve, taş söve, mermer söve, beton söve (prekast), PVC söve, alçı söve olanları olmuştur. Özellikle dünyada ve Türkiye’de ısı yalıtım sistemlerinin (mantolama sistemleri) gelişmesi bu sistemlerin ihtiyaçlarına daha iyi cevap verecek, bu sistemlerle mükemmel uyum gösterecek söve elemanların ihtiyacını doğurmuştur.

Bu anlamda ROS|YAPI Yapı yalıtım ve mantolama sektöründeki 10 yıllık bilgi birikimi ile sektörün ihtiyaçlarını anlayıp, bu ihtiyaçlar doğrultusunda, kendileri de ısı yalıtım malzemeleri olan Ekspande Polistren (EPS) ve Ekstrüde Polistren (XPS) malzemelerin CNC makinalarda işlenmesi ve akrilik esaslı söve sıvası ile kaplanması ile üretilen söve sistemlerini geliştirmiştir.

Enerji Kimlik Belgesi çıkartmak kanunen zorunlu mudur?

Aşağıdaki maddeler uyarında Enerji Kimlik Belgesi çıkartmak zorunlu hale gelmiştir:

MADDE 25 - (15) (Ek:RG-1/4/2010-27539) Binalar veya bağımsız bölümlere ilişkin alım, satım ve kiraya verme ile ilgili iş ve işlemlerde enerji kimlik belgesi düzenlenmiş olması şartı aranır. Binanın veya bağımsız bölümün satılması veya kiraya verilmesi safhasında, mal sahibi enerji kimlik belgesinin bir suretini alıcıya veya kiracıya verir.

GEÇİCİ MADDE 3 – (1) Mevcut binalar ve inşaatı devam edip henüz yapı kullanım izni almamış binalar için Enerji Verimliliği Kanununun yayımı tarihinden itibaren on yıl içinde Enerji Kimlik Belgesi düzenlenir. ( Enerji Verimliliği Kanununun yayım tarihi 02.05.2007 dir. )